1. Anasayfa
  2. Temel Finans

Ne Olacak Bu Türkiye’nin Hali..?

Ne Olacak Bu Türkiye’nin Hali..?

Türkiye ekonomisi 2025 yılının son çeyreğine girerken birçok yatırımcı, esnaf ve vatandaş aynı soruyu soruyor: “Ne olacak Türkiye’nin bu hali?” Bu soru artık sadece kahvehanelerde değil, borsada, döviz bürolarında ve sosyal medyada da yankılanıyor. Gelin, 11 Kasım 2025 itibarıyla Türkiye ekonomisini şekillendiren temel unsurlara yakından bakalım.

Enflasyonun Halk Üzerindeki Baskısı Devam Ediyor

2025 yılı, enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiği bir dönem olarak kayıtlara geçti. TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon oranı yüzde 32’nin üzerinde seyrediyor. Ancak çarşı pazarda hissedilen oran bunun çok daha üstünde. Gıda fiyatlarındaki artış, vatandaşın alım gücünü ciddi biçimde zorluyor.
Ekmekten süt ürünlerine, kiradan ulaşıma kadar her alanda artışlar sürüyor. Bu durum, sabit gelirli vatandaşların bütçesinde derin açıklar yaratıyor. Orta sınıfın erimesi, toplumun geniş kesimlerini borçlanmaya zorluyor.

Enflasyon Yıl Sonunda %29-33 Aralığında Bekleniyor: Finansal Yatırımcı Ne Yapmalı?

Dolar/TL Kurunda Dalgalı Seyir

Kasım 2025 itibarıyla dolar kuru 42 TL civarında seyrediyor. Yıl başında 30 TL seviyesindeydi. Kurun bu hızlı yükselişi, ithalat maliyetlerini artırdığı gibi, iç piyasada da zincirleme fiyat artışlarına neden oldu.
Ekonomi yönetimi, döviz talebini kontrol altına almak için sıkı para politikalarına devam etse de dış borç yükü ve cari açık hâlâ büyük risk faktörleri arasında yer alıyor.

Faiz Politikaları ve Merkez Bankası Tutumu

Merkez Bankası, yıl içinde politika faizini yükseltti sonra yüzde 39,5 seviyelerine kadar düşürdü. Amaç, enflasyonu dizginlemek ve TL’ye olan güveni yeniden tesis etmekti. Ancak yüksek faiz, reel sektörde ciddi bir daralmaya yol açtı.
KOBİ’ler ve esnaflar, krediye ulaşmakta zorluk çekiyor. Bu da hem üretimi hem de istihdamı olumsuz etkiliyor. Özellikle inşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde talep daralması dikkat çekici seviyede.

Borsa İstanbul’da Dalgalı Ama Umutlu Hava

Borsa İstanbul (BIST 100), yılın ilk yarısında dalgalı bir seyir izledikten sonra son haftalarda toparlanma sinyalleri veriyor. Özellikle enerji, savunma sanayi ve ihracat odaklı şirket hisselerinde hareketlilik dikkat çekiyor.
Yabancı yatırımcı girişleri düşük olsa da yerli yatırımcının ilgisi borsayı ayakta tutuyor. Uzmanlar, “sabırlı yatırımcı için Borsa İstanbul hâlâ fırsatlar sunuyor” yorumunda bulunuyor.

Yatırımcı Güveni ve Dış Sermaye Akışı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin ekonomik görünümünü “durağan” olarak koruyor. Bu durum, kısa vadede sıcak para girişinin sınırlı kalacağı anlamına geliyor.
Ancak enerji yatırımları, dijital dönüşüm projeleri ve savunma sanayindeki gelişmeler, orta vadede Türkiye’nin ekonomik potansiyelini artırabilir. Yine de, yatırımcı güveninin kalıcı olması için istikrarlı bir para politikası ve hukuki güven ortamı büyük önem taşıyor.

Altın ve Kripto Paralarda Yoğun İlgi

Vatandaşın birikimini koruma refleksi, altın ve kripto paralara ilgiyi artırmış durumda.

  • Gram altın 6.000 TL sınırına yaklaşırken,
  • Bitcoin 120.000 dolar seviyesini test ediyor.

Bu eğilim, halkın TL’ye olan güven kaybının açık bir göstergesi… Uzmanlar, kısa vadeli kazanç arayışlarının risk taşıdığı konusunda uyarıyor ve yatırımcılara “sabır, bilgi ve analiz” çağrısı yapıyor.

2026’ya Girerken Türkiye’yi Ne Bekliyor?

Ekonomi çevrelerine göre 2026 yılı, Türkiye için kritik bir dönüm noktası olacak.
Yapısal reformların hız kazanması, üretim odaklı büyümenin desteklenmesi ve dijital dönüşüm yatırımlarının artması hâlinde toparlanma sinyalleri güçlenebilir.
Ancak siyasi belirsizlikler, jeopolitik riskler ve dış finansman ihtiyacı kontrol altına alınmazsa ekonomik dengelerin yeniden sarsılması kaçınılmaz görünüyor.

Umut Var Ama Sabır Şart

Türkiye ekonomisi, zorluklarla dolu bir yılı geride bırakmaya hazırlanıyor. Vatandaşın sorusu hâlâ aynı: “Ne olacak Türkiye’nin bu hali?”
Cevap ise kısa vadede net değil. Ancak şunu unutmamak gerekiyor: Türkiye, krizlerle mücadele etme konusunda deneyimli bir ülke. Gerek üretim potansiyeli, gerek genç nüfusu, gerekse girişimci ruhuyla yeniden güçlü bir denge kurmak mümkün.
Finansal disiplin, sürdürülebilir reformlar ve güven politikalarıyla bu mümkün.

Paylaş