Günümüz Türkiye’sinde gençlerin borçla mücadele etmesi oldukça yaygın bir durum. Kredi kartı borçları, ihtiyaç kredileri ve artan yaşam maliyetleri birçok genci finansal sıkışıklığın içine sürüklüyor. Ancak bu hikaye farklı. Çünkü bu yazıda, 27 yaşında borç batağından çıkıp yalnızca 3 yılda kendi evine sahip olan bir gencin ilham verici yolculuğunu anlatıyoruz. Bu gencin, başarı öyküsü yalnızca tasarrufu değil; aynı zamanda finansal disiplini, yatırım bilincini ve kararlı bir hedef planlamasını nasıl bir araya getirdiğini gösteriyor.
Başlangıç Noktası: 45.000 TL Borç ve Umutsuzluk
Hikaye, 2022 yılında başlıyor. Genç, pandemi sonrası dönemde biriken kredi kartı borçlarını ve küçük çaplı ihtiyaç kredisini ödeyemediği için toplam 45.000 TL borç altına girmişti. Aylık geliri 18.000 TL civarındaydı; fakat kira, faturalar ve temel giderler sonrası elinde neredeyse hiçbir şey kalmıyordu.
İlk adım olarak finansal farkındalık kazanmak için bütçe yönetimi videoları izlemeye ve finansal okuryazarlık kitapları okumaya başladı. En önemli farkındalığı şu cümleyle kazandı:
“Borç, kötü değildir; kontrol edilemeyen borç kötüdür.”
Bu bakış açısı, onun için bir dönüm noktası oldu.
Finansal Planlama: 50/30/20 Kuralı
Borçtan çıkmak için klasik ama etkili bir sistem kullandı: 50/30/20 bütçe kuralı.
- Gelirinin %50’sini zorunlu giderlere,
- %30’unu kişisel harcamalara,
- %20’sini borç ödemesi ve tasarrufa ayırdı.
Ancak bir farkla… Kişisel harcamaları tamamen kıstı ve bu %30’luk kısmı da borç kapatma fonuna aktardı. Böylece her ay ortalama 6.000 TL’yi borç ödemelerine yönlendirmeye başladı.
2023’ün sonunda tüm borçlarını sıfırladı. Ancak burada durmadı artık elindeki bu 6.000 TL’yi yatırım sermayesine dönüştürmeye karar verdi.
“Ay Sonunu Getiremiyorum” Diyenler İçin 7 Etkili Para Yönetimi Stratejisi
Yatırım Disiplini: Küçük Başla, Büyüt
Borçlarını kapattıktan sonra yatırım dünyasına adım attı. Öncelikle yüksek riskli araçlardan uzak durdu. Çünkü amacı kısa vadede zengin olmak değil, istikrarlı bir sermaye büyümesi sağlamaktı.
2023 yılı boyunca şu stratejiyi izledi:
- Her ay 6.000 TL’nin 3.000 TL’sini altın ve gümüşe,
- 2.000 TL’sini BIST 30 hisselerine,
- 1.000 TL’sini mevduat hesabına yatırdı.
Yatırımlarını döviz kuru, faiz oranı ve enflasyon gibi değişkenlere göre yeniden dengeledi. Bu sayede 1 yıl içinde portföyü yaklaşık 110.000 TL’ye ulaştı.
İkinci Aşama: Ek Gelir Kaynakları Yaratmak
Tek maaşla hedefe ulaşmanın zor olduğunu fark eden genç, 2024’te dijital gelir alanlarına yöneldi.
- Hafta sonları özel ders verdi,
- Online anket sitelerine üye oldu,
- Sosyal medya içerikleriyle küçük sponsorluk gelirleri elde etti.
Bu ek gelirlerin ortalaması aylık 10.000 TL’yi buldu. Bunun %80’ini yatırım hesabına yönlendirdi.
Bu disiplinle 2025’e geldiğinde toplam sermayesi yaklaşık 520.000 TL’ye yükseldi.
3 Yılda Ev Sahibi Olmak
2025’in ortasında devletin sunduğu ilk konut destek programı ile 1+1 bir daire satın aldı. Ev, 1.850.000 TL değerindeydi. Elindeki 520.000 TL peşinat olarak yetti; kalan kısmı için düşük faizli konut kredisine başvurdu.
Bu noktaya gelmesini sağlayan üç temel prensip şunlardı:
- Gelirini net şekilde analiz etmek.
- Harcamalarını dürüstçe kaydetmek.
- Küçük yatırımlarla bile istikrarlı kalmak.
Bugün o genç hâlâ aynı maaşla çalışıyor ama artık kiracı değil. Yatırım disipliniyle hem borçsuz hem de özgür bir finansal yaşam kurdu.
Finansmecra Yorumu: Herkesin Uygulayabileceği Bir Yol
Bu hikaye yalnızca bireysel bir başarı öyküsü değil; aynı zamanda finansal özgürlüğün sistemli düşünme ve sabırla kazanılabileceğinin canlı bir örneği. Günümüz Türkiye’sinde benzer bir başarı hikayesini yazmak isteyen herkes için bu yol haritası uygulanabilir.
Bir borç döngüsünde sıkışmış olabilirsiniz, ama unutmayın: Gerçek zenginlik maaş miktarınızda değil, para yönetme becerinizdedir.

