Türkiye ekonomisinde 2025 yılı sonuna yaklaşırken, en çok konuşulan konulardan biri enflasyonun geleceği. Ekonomistlerin ve piyasa analistlerinin büyük çoğunluğu, enflasyon yıl sonunda %29 ila %33 aralığında olacağı görüşünde birleşiyor. Bu oran, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyona kıyasla belirli bir düşüş anlamına gelse de, hâlâ paranın alım gücünü koruma açısından ciddi bir sınav demek. Peki, böyle bir dönemde finansal yatırımcı ne yapmalı?
Nakit Tutmak Artık Riskli
Enflasyonun %29 seviyelerinde olduğu bir ekonomide, nakit para her geçen gün değer kaybeder. Bankada duran paranın reel getirisi, faiz oranları enflasyonun altında kaldığı sürece negatiftir. Bu nedenle, nakitte kalmak artık güvenli liman olmaktan çıktı.
Yatırımcıların birikimlerini değerlendirirken paranın zaman içindeki değerini koruyacak araçlara yönelmesi şart. Döviz, altın, borsa veya yatırım fonları gibi varlıklar bu noktada öne çıkar. Ancak her yatırımcının risk toleransı farklı olduğu için, portföy çeşitlendirmesi yapmak her zamankinden daha önemlidir.
Borsada Uzun Vadeli Düşünmek Şart
Borsa İstanbul son yıllarda hem yerli hem de yabancı yatırımcının ilgisini çekiyor. Ancak kısa vadeli dalgalanmalar, birçok yatırımcıyı paniğe sürüklüyor.
Enflasyonun %29 civarında seyrettiği bir ortamda, gerçek kazanç ancak uzun vadeli yatırımlarla sağlanabilir.
Örneğin, savunma sanayi, enerji, gıda ve teknoloji sektörleri, Türkiye’nin ihracat potansiyeli yüksek alanları arasında yer alıyor. Bu sektörlerde faaliyet gösteren temel güçlü şirketlerin hisseleri, uzun vadede yatırımcıya reel getiri sağlayabilir.
Altın ve Gümüş: Enflasyona Karşı Klasik Koruma
Altın ve gümüş, tarih boyunca enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmüştür.
2025’in geri kalanında da bu gelenek bozulmayacak gibi görünüyor.
Özellikle jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde ons altın fiyatı yükselme eğilimi gösteriyor.
Gram altın ve gümüş yatırımları, Türk yatırımcıları için hâlâ güvenli bir alternatif.
Ancak bu tür yatırımların kısa vadede sert dalgalanmalara açık olduğu unutulmamalı; alım-satım zamanlaması ve uzun vadeli sabır burada en kritik iki faktördür.
Döviz Yatırımı Artık Eskisi Kadar Kolay Değil
Döviz, özellikle dolar ve euro, enflasyondan korunmak için en sık tercih edilen yatırım araçlarından biri.
Ancak Türkiye’de son dönemde döviz kuru üzerindeki politik baskılar, bu yatırımın risk seviyesini artırıyor.
Yatırımcılar yalnızca “dolar artar” beklentisiyle değil, küresel piyasa dengelerini, faiz politikalarını ve ABD enflasyon verilerini takip ederek hareket etmeli.
Kısa vadeli kazanç için değil, portföyün küçük bir kısmını döviz cinsinden tutmak, daha dengeli bir strateji olur.
Alternatif Yatırımlar: Dijital Varlıklar ve Eurobondlar
Kripto paralar, özellikle genç yatırımcılar arasında giderek daha popüler hale geliyor.
Ancak bu piyasalar yüksek risk barındırdığı için, yatırımın küçük bir kısmıyla değerlendirilmesi önerilir.
Öte yandan, Eurobond gibi döviz cinsinden sabit getirili menkul kıymetler, hem düzenli faiz getirisi sağlar hem de portföyde istikrar unsuru oluşturur.
Eurobond Nedir, Türkiye’de Nasıl Alınır?
Davranışsal Finans Perspektifiyle Dengeyi Korumak
Enflasyon dönemlerinde yatırımcılar genellikle panik veya aceleci kararlar verir.
Bu duygusal tepkiler çoğu zaman yanlış zamanda alım veya satım yapılmasına neden olur.
Bu nedenle, duygusal dengeyi koruyan, hedefe odaklı ve sabırlı yatırımcılar, uzun vadede en yüksek kazancı elde eder.
Finansal disiplini sürdürmek için yatırımcıların düzenli olarak portföy performanslarını gözden geçirmesi, hedeflerini yeniden değerlendirmesi gerekir.
Akıllı ve Dengeli Bir Yatırım 2025’in Anahtarı
2025 yılı sonunda beklenen %29-33 aralığındaki enflasyon, yatırımcılar için hem risk hem fırsat barındırıyor.
Bu ortamda kazananlar, bilgiyle hareket eden, portföyünü çeşitlendiren ve duygularına yenilmeyen yatırımcılar olacak. Unutulmamalı ki, enflasyon yüksek olsa bile doğru stratejiyle sermayeyi korumak ve büyütmek her zaman mümkündür.

